Bugün kendimi tanımlamayı çokça sevdiğim kendi terapisine giden terapist olarak yazıyorum.
Terapi süreci ve terapistlik hiçbir şeyin tam olmayacağını bana öğretti. Üzgünüm terapistler çoğunlukla acı söyler. Ama bu acı sözler, kapsanarak yani duygulara eşlik ederek zor şeyler yaşadığını anlatan danışana ayna olarak büyümeye ve güçlü bir ruhsallığa döner. Güçlü dediğimi kaslı kollar, six packler düşünmeyelim kendini olduğu gibi kabul edebilme cesareti, seni sen yapan şeyleri uygulamaya cesareti, hata yapabilmeyi kendine hak görme ve hatanın sorumluluğunu alma, karar verebilmek ve sorumluluğunu alabilmek, duygularını yaşamayı bilmek bu sadece acı değil mutluluğunu, heyecanını, umudunu, sevgini, minnetini, huzurunu, gururunu, aşkını da ne kadar çok olumlu duygu varmış hayretimizi bir kenara bırakalım yaşamayı bilmek ve nicesi.
Hiçbir şeyin tam olmayacağına dönersek hayatın da bu olduğunu bilerek yaşamak. Burada eksik olanın ne olduğunu, ne kadar olacağını, hangi eksik belki de daha az hasar veriri seçmek sana kalıyor ama bir şeyler hep eksik. Zaten tam olsa yaşamın tadı mı olurdu? Sürekli güzeli iyiyi bilsek o güzel ve iyi olmazdı. Güzeli güzel yapan çirkini kötüyü bilmekten geçmez mi? Bir önceki paragrafta büyümek, kendin olmak da demişken bu konuda piramitler, üzerine düşünmeler boşuna yapılmamış. Piramiti çizmesi kolay ama büyümek o piramidi gerçekleştirmenin zor olduğunu fark etmek. Peki siz kendinizi ne kadar gerçekleştirdiniz? Aralıklarla kendime sorduğum bu soruyu size de sormak isterim. Bu soruyu sorarım çünkü bu işin bir süreç ve mesele olduğunu bilirim. Bir de zannımca cesaret gerektirdiğini düşünüyorum. Hatta kaynağı ben olarak bilimsellikten de uzaklaşarak cesaret gerektirdiğini söylemek isterim. Bu kadar kargaşada, akışta, bize itilen şeylerde “Hayır ben kendim olcam.” demek kolay mı sandınız? Ama sevinelim ki en azından bunu fark edip ya da şu anda okuyarak bunu fark edenlersiniz. Belki de bunu okumak sadece fark etmeyi değil de o sürece girmeyi de size getirecek. Ya da kendin olmak diyorum ya kimin canı çekmez, lezzetli yemekler, tatlılar, pastalar, makarnalar gibi bir şey olmalı tadı.
Kendiniz olmak ile başka bir seçenek arasındaysanız büyük ihtimalle diğer seçenek geçmişten gelen “konfor alanı” olan belki travmatize, can sıkıcı olsa da bildiğiniz bir seçenek. Daha güvenli, rahat, ailenin de koruması olan hep bir yanımız çocuk gibi korunmayı ve kolayı bekler bu herkeste böyle üzülmeyin, beynin çalışma yapısı bu bir seçenek. Az önce o kadar iştahlanmışken gelin biz bu kendini gerçekleştirmeye tam anlamıyla değil de ufak şeylerle başlayalım tıpkı lezzetli yemek öncesi içinizi ısıtan çorba gibi.
Kendini gerçekleştirmek kolay değil demiştim daha çorbasını içme aşamasındayız. Ama önemli olan bu metinle aklınıza bunu sokmak, hatırlatmak, düşündürmek bir de belki bazıları eyleme bile geçer.
Dününüz yok yarınınız sırken
anın tadında
kalmanız dileğiyle

